ŞEHİR YAŞAM PORTALI
En eyce haber portalı

Ayrılan çiftlere psikolog tavsiyeleri

Medical Park Ordu Hastanesinden Uzm. Psikolog Funda Es, aşk duygusu bitip karşılıklı konuşarak ilişkiyi bitirme kararı alındığında, iki kişinin arkadaş kalamaması için hiçbir sebep olmadığını, ancak bunun ikili arasında yaşananlara bağlı olduğunu söyledi. Psikolog Es, “Karşılıklı sevgi, saygı ve güvene dayalı bir ilişki söz konusuysa aşk bitse de arkadaşlık devam edebilir. Aslında ayrılık süreci için kişilerin birbirlerini daha iyi tanıdığı bir dönem diyebiliriz” dedi.
Funda Es, şöyle konuştu: “Bir ilişkiyi bitirdiğinizi kabullenmek zor olabilir. Fakat hiçbir ayrılık acısız olmaz. Acı çekeceğinizi, üzüleceğinizi onu özleyeceğinizi düşünerek ayrılığı ötelemek, zarar görmüş bir ilişkiye devam etmek, sizi değersiz, yetersiz hissettirebilir. En önemlisi kendinize olan güveninizi olumsuz yönde etkilenebilir. Bu yüzden önce birey olarak kendinizi tanımanız, nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmadığınızı bilmeniz gerekir. Sonrasında ise ilişkideki kendinizi tanıyıp ilişkiden beklentilerinizin, isteklerinizin neler olduğunu bilmek gerekir. Bu istekler ortak mı, her iki taraf birbirinin beklentilerini karşılıyor mu? Çünkü bu isteklerin sadece tek taraflı karşılanması diğer tarafın duygularını sömürücü bir süreci getirir. Bir ilişkiyi ayakta tutmak istiyorsanız empatiden yoksun olmamalı ve sevdiğiniz kişinin beklentilerini de ön planda tutmalısınız. Kendinizi tanıyıp farkında olduktan sonra zaten neyi isteyip, neyi istemeyeceğiniz hakkında fikir sahibi olacaksınız, o zaman ilişkide de sizin neyin mutlu ve mutsuz ettiğini daha kolay belirleyebileceksiniz.”

“Aşk acısını atlatmak için ayrılığın yasını tutun”
Psikolog Funda Es, aşk acısının nasıl atlatılabileceğini de ise şu görüşlerle özetledi:
“Biten bir ilişkinin yasını tutmalısınız, yas sürecinde bütün duygularınız yaşamalısınız ki acınızı iyileştirebilin. Tam anlamıyla hazır olmadan hayatınıza başka birini almamalısınız. Aldığınız durumda sizi karşılaştırma yapmaya sürükler. Kendinizden emin olduktan sonra kararınızdan pişman olmayacaksınız fakat yaşanılan, paylaşılan, anılar, duygular, zamanlar var, alıştığınız bir düzen var. İlişki sonrası boşluğa düşülmesi gayet doğaldır. Bu süreci atlatmak için rutinlerinizi değiştirmelisiniz. Ayrılık sürecini kolay yaşamak adına ayrıldığınız kişi ile görüşmek acınızı hafifletmez tam tersi işinizi daha da zorlaştırır. Bu durum zayıflamaya karar verip spora başlamak sonrasında ise yağlı yemekler ve tatlı yemeye devam etmek gibi bir davranış olur.”

“Çabuk toparlanmak için Pollyannacılık oynamayın”
Psikolog Es, çabuk toparlanmak için yapılabilecek unsurları ise şöyle belirtti:
“İlk başta gerçeklerle yüzleşmeniz önemlidir, o kişinin artık hayatınızda olmadığını kabul edin. Ayrıldığınız kişinin olumlu ve olumsuz taraflarını değerlendirin. Ayrılık acısı çektiğiniz süreçte ne kadar onu özleseniz de, hep olumlu taraflarını düşünseniz de unutmayın ki sizi ayrılmaya onun olumsuz tarafları taşımıştır. Polyannacılık oynayıp sadece güzel şeyleri düşünürseniz her davranışı olumlu tarafa çekersiniz, kendinizi kandırmış olup bu süreci çok daha zor bir şekilde yaşamanıza neden olur. Ayrıldığınızda elbette üzüleceksiniz, kızacaksınız ve ağlayacaksanız ama bu acıyı yaşayıp bir gün bitireceksiniz, sonsuza kadar sürmeyecek, bunun için düşünceleriniz de çok önemlidir. İlişki bittiğinden beri çevrenize karamsar bakarsanız, kendinizi olumsuz düşünmekten ve sonucunda kötü hissetmekten alıkoyamazsınız. Düşünce şeklinizi değiştirip, hayatın size getirdiği diğer güzelliklerin farkına varın. İç sesinize kulak vermeyin, bu sizi kısır bir döngüye sokar, sürekli yaşadıklarınızı sorgular durursunuz, bu noktada amacınız, yaşanılan süreci değerlendirdikten sonra sürekli geçmişi kurcalamak değildir. Geçmişe takılıp kalmamak için sosyalleşin, ilgi duyduğunuz alanlarda kurslara gidin, arkadaşlarınızla plan yapın, spora gidin, rahatlatıcı egzersizler, meditasyon ve açık hava yürüyüşleri yapın. Hiçbir şey sizden daha önemli değil, bugün ayrılık acısı yaşıyorsunuz ama yarın hangi zor süreç kapınızda bekliyor bilemiyoruz. Sevdiğimiz insanların ölümüne şahit oluyoruz, onların hastalıklarını azimle yenmeye çalıştıklarını görüyoruz, sokakta kimsesiz çocuklar, yaşlılar görüyoruz. Kimileri sağlığına tekrar kavuşuyor ve yeniden doğmuşçasına yaşıyor. Çünkü o insanlar biliyor ki, kendilerinden önemli başka hiçbir şey yok. İnsan ne yaşarsa yaşasın, acısını kabul edip yaşarsa ve acıyı yaşadıktan sonra ‘Neden bu benim başıma geldi’ şeklinde düşünmek yerine ‘Evet bu benim başıma geldi fakat şimdi ne yapabilirim, daha iyi olmak daha iyi hissetmek için ne yapabilirim’ şeklinde düşünürse aşamayacağı hiçbir zorluk yok. En önemlisi de bu duygu hallerini konuşmak ve paylaşmaktır en güzel çare. İçinden çıkılmaz hale gelmeden destek almak, her şeyi kolaylaştırabilir ve sıkıntılı günlerin süresini kısaltabilir. Bundan uzak durmak doğru bir davranış değildir.”

Dikkatinizi Çekebilir:

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.