Av. Orhan ÖNAL
YILBAŞI EZMESİ
9 Ocak 2017 Pazartesi 12:53:04

Her zaman ki gibi geleneksel tatlım olan fıstık ezmemi almaya hep gittiğim markete gittim. Kasada duran kızcağız sürekli beni görür, genelde suratında çekingen, hüzünlü bir tebessüm vardır. Ben de her onu gördüğümde içimde sebepsiz bir sıkılma yaşarım, altıncı his midir bilmem, o masum mavi gözlerinin yıllardır çileli bir hayatı kaydettiğini hissederim. Genelde de hislerim yanıltmaz beni. Hep bana hürmetle muamele eder, bu sefer dayanamayıp atılır "Ağabey bunu kaç günde yiyorsunuz? Çok mu seviyorsunuz?" der. Ben "on" der demez, "gün mü" der? "Hayır on dakika, bir porsiyon tatlıymış gibi yerim." Tebessümle dayanamaz cevaplar "Hep alıyorsunuz, tadını merak ettim. Şurada maaşımı almama üç, dört gün kaldı. Yatınca ben de alacağım."

O an içimi yine hüzün kaplar, bu yılın en anlamlı yılbaşı hediyesini almak için markete tekrar giriş yaparım, aynı kasiyerin kasasına gidip iki kavanoz daha alırım bu esnada kasiyer "yorulmak istemiyorsunuz, bir süre toptan almak iyi fikir." der. Cevap vermem, alışveriş biter poşetlerim ve kasiyer kıza uzatırım "Nice senelere olsun aylardır buradan alışveriş yapıyorum, benim size yılbaşı hediyem olsun, lütfen alın." derim. Kızın gözleri inceden dolar mutlu olduğu o hüzünlü surat ifadesinin birden renklendiğinde anlayabilmiştim. Mahcup tavırlarla kabul eder...

İşte 21 Ağustos 2013 tarihinde yazdığım "Varlık-Yokluk" adlı düz yazımın son paragrafında da dediğim gibi; "...bir yanda gece partisi planları diğer yanda bir lokma ekmeğin gaddar savaşı." 28.12.16, İzmir

490 kez okundu.
 
HAVA DURUMU ALTI