EN ÜST REKLAM
Ercan SEVER
TÜRKİYE BOŞANAMIYOR !
5 Aralık 2017 Salı 09:15:40

Her yıl artan oranlarda gerçekleşmesi karşısında kıyamet koparılması, boşanma oranlarını düşürmediği gibi boşanmayı, sosyal konu olmanın ötesinde güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkarıyor. Sert Katolik inancının egemen olduğu birkaç ülke dışında boşanmanın, doğal olmanın ötesinde anlamlandırıldığı ender ülkelerden biriyiz. Üstelik dini ve kültürel referanslar ile tanımlamayı tercih ettiğimiz boşanma konusunda, dini hükümlere göre yönetilen İslam ülkelerinden bile daha sorunlu yaklaşıma sahibiz. Boşanmayı, yokluk ve varlık ikileminde ele almamız, üstelik bunu devlet ve hukuk yaklaşımı olarak sergilememiz bugün ülkeyi boşanma kaynaklı şiddete boğan atmosferin en önemli nedeni.  Kültürel kodları nedeni ile boşanmaya toplumun soğukkanlılıkla yaklaşamamasını onaylamasak bile anlarız da aynı hatalı reflekse devletin de sahip olması sorunu içinden çıkılamaz hale getiriyor.

Boşanmayı yokluk ve varlık ikileminde algılayan Türk boşanma hukuku, boşanma sonrası eşlerin yeni bir hayat kurmasının önüne duvar üstüne duvar örüyor. Boşanma ile hükmedilen kararlar, boşanan tarafların hayatlarının sonrasında da birbirine bağımlı kılarak yeni hayatlar kurulması, daha önemlisi yeni aileler kurulmasını engelliyor. Hukuk boşanma ile boşanan tarafları evlilik bağı dışında da bağımlı kılıyor ve çatışan taraflar olarak birbirleri ile uğraşmaya mahkum ediyor.

Özellikle boşanma sonrası çıkartılan ömür boyu nafaka ve ağır tazminat koşulları boşanan erkeklerin yeni hayat ve aile kurmasını engelliyor. Boşandığı karısının evlenmemesi halinde, bir iki aylık evliliğe dahi 40-50 yıl sürecek nafaka yükü çıkartılabiliyor. Her yıl artacak oranlarda hükmedilen nafaka altında ezilen boşanan erkek, yeni hayat ve aile kuramadığı gibi eski evlilik ile psikolojik bağını koparamıyor. Nafakanın dışında çekişmeli boşanmalarda adeta otomatiğe bağlanmış gibi erkeğe dayatılan tazminatlar da boşanan erkeleri yine on yıllar süren bir yoksulluğa mahkum ediyor. Düşünün asgari ücret alan bir adam, boşanma ile eşine 30-40 bin TL tazminat ödemeye mahkum edildi. Adam hem yaşamını idame ettirmek durumunda hem eski eşi ve varsa çocuklarına nafaka ödeyecek, üstelik bunların dışında eski eşine yüklü tazminat ödemek zorunda kalacak. Örnekten devam edersek aylık geliri asgari ücret olan bir adamın,  boşanma sonrası yeni mali yükümlülükler altında bunu gerçekleştirmesi on yıllar alabilir. Boşanan erkek, eğer baba ise çocuklarına bakma yükümlüğünün her koşulda devam ettirmesi doğanın bir kuralı ve masum. Ancak erkeğin boşandığı kadına karşı ağır mali mükellefiyetlere sokulması hem doğal değil hem de temel insan hakları ile çelişiyor. Ancak ülkemizde boşanma kavramına yüklenen hastalıklı anlam yıllardır bu adaletsizliği hukuk diye topluma dayatıyor.

Hayatının boşanma sorası kalan bölümünde boşandığı eşini finanse etmek ile sorumlu tutulan adam, yeni hayat kuramadıkça psikolojik savrulmalar ile biten evliliğinin tüm olumsuz sonuçlarının yaşamının her anında yaşamak zorunda bırakılıyor. Türk hukuku ve toplumu boşanma kavramına yaklaşımını bir an önce sorgulamalı ve yeniden yapılandırmalıdır. Boşanma din ve kültür fark etmeksizin tüm toplumlarda normal karşılanırken ülkemizde ki bu can yakan çağdışı boşanma refleksinden kurtulmamız gerekiyor. Çiftlerin evlilik kararı kadar boşanma kararı almaları olağan olup bunu kriminal hale getiren tüm sosyal saplantı ve hukuki uygulamalardan kurtulmamız gerekiyor. 

443 kez okundu.
 
HAVA DURUMU ALTI