EN ÜST REKLAM
Av. Abdulvahap KARAKUŞ
İNSANI, İNSANIN MERHAMETİNE DEĞİL, İNSANI, DEVLETİN MERHAMETİNE TERK ETMEK GEREKİR.
20 Kasım 2017 Pazartesi 13:07:46

İnsan denilen varlığın, sayısının az olduğu dönemlerde, kişilerin, birbirlerine olan merhametleri ve yardımlaşmaları, gayet şeffaf ve nettir. Suiistimaller, yok denecek kadar azdır. Ne zaman ki, insanların sayıları artmıştır, toplumsal sözleşmeler, toplum düzenini koruyucu düzenlemeler kaçınılmaz olmuştur.

Toplum düzenini  koruyucu düzenlemeler, varlığını, ister ilahi kaynaktan, isterse beşeri kaynaktan alsın, uygulamanın yeknesak ve düzenli oluşu, sıkı denetim koşulları ve kayıt dışılığın önlenmesine bağlıdır.

Ülkemizin de içinde bulunduğu İslam coğrafyasında, İlahi kaynaklı ve insan olmanın zaruri kıldığı, Zekat, sadaka ve sair maddi yardımlaşmalar, kişilerin inisiyatiflerine terk edilmiş, miktarı bir devletin Gayri safi Milli Hasılasına eş değer olan bu tür mali yardımlaşmalar, kayıt dışı bırakılarak, bu kaynakların keyfi surette israfına, adaletsiz paylaşımına, Bu kaynakları toplayan kişilerin, haksız paye edinmelerine, yardımın, alıcı pozisyonunda bulunan kişinin ise, veren ele yada yardımı sözüm ona paylaştıran kişiye minnet duygusu içerisine girmesine yol açmış, bir nevi, kişiler, kişilerin merhametine terk edilmiştir.

Devlet erkinin, gücünün, yer almadığı söz konusu kayıt dışı mali yardımların toplanması, Devlet yada toplum içerisinde, istikrarsız yapılanmalara yol açmış, söz konusu yapılanmalar ile birlikte, Riyakarlık, biat, adam kayırmacılık, yolsuzluk, sizden bizden şeklinde, başlangıçta halis niyetlerle kurulmuş örgütlenmeler, zaman içerisinde mali olgunluğa eriştikten sonra,  topluma, devlete ve dine  sayısız zararlar vermeye başlamıştır.

Peygamber efendimiz döneminde; Zekat; Devlet eliyle ve memurlar tarafından toplanır, Zekat toplayıcılarına, toplanan zekatlardan, ücretleri ödenir, toplanan zekatlar, Kur-an’da yazılı olan gruplara pay edilirdi. Zekatın toplanması ve dağıtılması, kişilerin takdirlerine bırakılmaz ve Zekatın, zenginin malından, yoksulun hak sahibi olduğu ilkesi hayat bulur hale gelir maksat hasıl olurdu.

Zekat için öngörülen asgari oran Kur-an, İfadesiyle Kırkta bir yani %2.5 olarak belirlenmiştir.

Devlet erkinin acilen yapması gereken ise;

1-Dernek, vakıf, tarikat, cami, cemaat  her ne ad altında olursa olsun, bu tür teşekkül ve örgütlenmelerin, toplumu oluşturan bireylerden para toplamasını yasaklamak.

2-Zekat, sadaka ve her ne ad altında olursa olsun kayıt dışı toplanılacak tüm yardımların devlet eliyle toplanmasını sağlamak devletin, ilk önceliği olmalıdır.

3-Devlet, Sosyal yardımlaşma adı altında bir bakanlık kurmalı, merkezde kurulacak söz konusu bakanlığın çok sayıda hatta binlerce denetim elemanı bulunmalı, merkez bakanlığın para ile irtibatı olmamalıdır. Bakanlığın yegane görevi denetim olmalıdır.

4-Her ilde, valilikten, kaymakamlıktan, müftülükten, mahalle muhtarlıklarından, semtlerdeki akil adamlardan, milli eğitim müdürlüklerinden birer kişi şeklinde geniş katılımlı bir heyet kurularak, merkez bakanlığa bağlı resmi örgütlenmeler kurulmalıdır. Bu vesile ile, yardıma muhtaç kişiler yerel bazda daha iyi tespit edilmiş ve yardımlar sağlıklı bir şekilde ilgililere ulaştırılmış olacaktır.

5-Her mahallede kurulacak, zekat, sadaka ve yardım kasaları kurulmalıdır. Kasalardan veya sandıklardan toplanılan yardımlar her ilin idare heyetine tutanakla teslim edilmeli ve söz konusu paralar bankalarda tutulmalıdır.

6-Devlet, gelir vergisi adı altında toplanılan vergilerin %2.5 oranında, elde ettiği geliri zekat adı altında, illerin yardım heyetlerine aktarmalıdır. Bu vesile ile kişilerin zekat ödemeleri yasal hale getirilmiş ve manevi duyguları tatmin edilmiş olacaktır.

7-İllerin yardım heyetleri, illerindeki, mahallerde, yardıma muhtaç kişilerin kayıtlarını tutmalı, yapılan yardımlar resmi ve banka havalesi şeklinde yapılmalıdır.

8-Merkez bakanlık müfettişleri, haftalık ve aylık şeklinde, illerin heyetlerini ve yardım yapılan kişilerin kayıtlarını ve yardımın ulaşıp ulaşmadığı yönündeki tereddütleri gidermek için sürekli denetimlerini artırmalıdır.

9-Denetçi müfettişler, sürekli belirli illere değil, Rotasyon şeklinde, her an farklı illere denetim yaparak, bir nevi denetçi denetçiyi de denetlemelidir.

10-Yardımın niteliği, sadece kömür, odun erzak şeklinde olmamalı, yolda kalmış, yersiz yurtsuz, mevcut geliri yeterli olmayan kişilere, kira yardımı, okul yardımı, sağlık yardımı, mutfak yardımı, cami yapımı, cem evi yapımı, bunların giderleri şeklinde nakdi olmalıdır.

ÖZETLE; Kişiler kişilerin merhametine bırakılmamalı, kişiler devletin merhametine bırakılmalı ve kişiler kimseye minnet duymamalıdır.

Ülkemizde 85.000 civarında cami olduğu ileri sürülmektedir. Her Cuma toplanılan paraların, ilgili cami ihtiyacı, ilgili ilçe müftülüğü ihtiyacı, ilgili il müftülüğü ihtiyacı ve sair ad altında yerli yerinde kullanılıp kullanılmadığı gibi sorunlar göz önünde tutulduğunda büyük bir israfın olmadığı da, vicdan sahibi hiç kimse tarafından ileri sürülemez.

Cemaat ve cemiyetlerin, halktan topladığı kayıt dışı gelirlerin nasıl ve nereye harcandığı gibi sorunların önüne geçilmiş olacaktır.

HÜLASA; Devlet, bu şekli ile Sosyal devlet olma yükümlülüğünü, yerine getirmiş ve kişilerin veya kurumların topluma ve dine vermiş olduğu zararları önlemiş, kaynak israfının önüne geçmiş, Kayıt dışılığa son vermiş, Yardım toplanması ve dağıtılması konusunda tek yetkili hale gelmiş, ülkesinde yardıma muhtaç olan vatandaşlarına adil bir çözüm üretmiş olacaktır.

Aksi halde, paranın olduğu, kayıt dışılığın hüküm sürdüğü, keyfiliğin baş gösterdiği, ortamlarda, kötü niyetin, hüküm süreceği, riyakarlığın ve aldatmacılığın, hep hayatta kalacağı, kula kulluk yapmanın hiçbir zaman sona ermeyeceği, sorgulayan bir neslin türeyemeyeceği aşikardır.

VESSELAM…

Av. Abdulvahap KARAKUŞ

Huder İzmir Şube Başkanı

268 kez okundu.
 
HAVA DURUMU ALTI