Asım KORKUT
KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK
23 Haziran 2017 Cuma 14:41:35

Son günlerde yargının tutuklama ve tahliye konularında farklı ve tartışılır kararlar vermesi üzerine bugünkü yazımın konusunu kanun önünde eşitlik olarak seçtim. Hukukta her olay, soruşturma ve kovuşturma kendine özgüdür. Hukukçu olarak dosyayı ve delilleri görmeden medyadan edindiğim bilgilere göre konuşmayı doğru bulmam. Ancak aynı hukuki konumda bulunan şüpheli ve sanıklara aynı hukuki işlem yapılmalıdır. Bu durum hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Aynı suç isnadı ve delillerle pek çok şüpheli ya da sanık tutuklu yargılanırken bazılarının akrabalık veya hukuki olmayan bir nedenle tahliye edilmeleri ve tutuksuz yargılanması evrensel bir ilke olan kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır. Herhangi bir kayırmacılık olmasa bile toplumda böyle algı oluşması yargıya olan güveni sarsar.

Milattan önce 638-558 arasında yaşayan bir devlet adamı, yasa koyucu ve şair olan Salon “ Kanunlar örümcek ağı gibidir. Güçsüz veya önemsiz bir şey içine düştüğünde sımsıkı kavrar. Güçlü bir şey düştüğünde delinir ve serbest kalır.” demiştir. Asırlar önce söylenen bu sözün günümüzde geçerli olduğunun kabul edilmesi düşündürücüdür. Benzer sözleri Roma İmparatoru Marcus Aurelius, Balzac ve Benjamin Franklin’de söylemiştir. Adalet ve yasa konusunda söylenebilecek en güzel söz binlerce yıl önce söylenmiştir..

Anayasamızda, yasalarımızda ve kabul ettiğimiz uluslararası antlaşmalarda kanun önünde eşitlik ilkesi açıkça vurgulanmıştır. Ancak her şey uygulayıcıda bitiyor. İstisnasız hep adil kararlar verilse bile insanlardaki binlerce yıllık algıyı silmek zor olacak. Anayasamızın, Kanun önünde eşitlik başlıklı 10. Maddesinde aynen; “ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. “ hükmü yer almaktadır. Bu maddede yasa önünde eşitlik açıkça vurgulanmış, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için yapılacak pozitif ayrımcılığın kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı belirtilmiştir. İstisnalar sınırlı olarak sayılmış olup bunun dışında akrabalık yakınlık gibi başka istisna yoktur.

Hakkında her soruşturma yapılanın suçlu olduğuna inanmamaktayım. Bazı kişilere inancından ya da siyasi görüşünden veya akrabalarından dolayı operasyon yapıldığı algısı silinmelidir. Kişi masum ise bırakın tutuklanmasını hakkında soruşturma bile açılmamalıdır. Kişi işlediği suçun cezasını çekmelidir ama ne bir eksik nede bir fazla. Kişinin suçu varsa ve tutuklanmasını gerektiriyorsa tutuklanmalı ve serbest bırakılmamalıdır. Yasalarımıza göre tutuklama çok ağır bir tedbirdir asla infaza dönüşmemelidir. Hakimin takdir hakkı olmakla birlikte aynı olay hakkında bir hakimin tutuklama, başka bir hakiminde delillerde değişiklik olmadan tahliye kararı vermesi yargıya güveni zedelemekte, toplumda kuşkuyu arttırmaktadır..

“ Adaletin güçlülerin delip geçtiği, güçsüzlerin takıldığı örümcek ağı “ olmadığına kuşkusuz inanmamız dileğiyle.

Asım Korkut

Emekli ağır Ceza Mahkemesi Başkanı

310 kez okundu.
 
HAVA DURUMU ALTI